
Türkiye’nin doğal taş sektörü, yıllardır ülkemize milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, binlerce kişiye istihdam sağlayan ve dünyada Türk doğal taşını başarıyla temsil eden en önemli sektörlerden biridir. Ancak bugün sektörümüz, belki de son yılların en zorlu ekonomik dönemlerinden birini yaşamaktadır.
Elektrik, akaryakıt, işçilik, finansman ve üretim maliyetleri sürekli artarken, satış fiyatları aynı hızda yükselmiyor. Bu nedenle birçok işletme artık büyümeyi ve yatırım yapmayı değil, üretimini sürdürebilmeyi hedefliyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Sayın Mustafa Gültepe’nin de ifade ettiği gibi, ihracatçı firma sayısındaki azalma ve sanayimizin rekabet gücündeki gerileme, üzerinde hepimizin düşünmesi gereken önemli bir konudur. Doğal taş sektörü de bu tabloyu en yoğun hisseden sektörlerden biridir.
Bugün birçok firma, fabrika ve ocak maliyetleri nedeniyle uzun vadeli yatırım planlarını rafa kaldırmış, geleceği planlamak yerine günü kurtarma ekonomisiyle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Bu durum, sadece firmalarımızı değil, sektörün geleceğini de doğrudan etkilemektedir.
İhracatta yaşanan artış elbette hepimizi sevindirir. Ancak bugün sektör mensuplarını mutlu eden yalnızca açıklanan ihracat rakamları değildir. Çünkü önemli olan, yapılan ihracatın üreticiye kazanç olarak dönmesidir. Üretici artık açıklanan rakamlardan çok, ay sonunda bilançosuna ve kasasında kalan kazanca bakmaktadır.
Sektörümüzün beklentisi ayrıcalık değil; rekabet gücünü artıracak, enerji ve finansman yükünü hafifletecek, katma değerli üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesidir.
Doğal taş sektörü kazanırsa; üretim kazanır, istihdam kazanır, ihracat kazanır ve en önemlisi Türkiye kazanır.














