Mermer sektöründe yıllardır üretim yapıyor, ocak işletiyor, fabrikalarımızda taş işliyor, ihracat gerçekleştiriyor ve binlerce insanın geçimine katkı sağlıyoruz. Ancak sektörümüzün önemli bir sorunu var: Sorunlarımızı yaşıyoruz ama çoğu zaman sorunlarımızı kurumsal olarak yeterince anlatamıyoruz.
Bir başka ifadeyle; sahada güçlü, üretimde tecrübeli, ihracatta önemli bir sektör olmamıza rağmen, kurumlarda birlik-beraberlik içinde aynı ölçüde güçlü ve organize bir temsil ortaya koyamıyoruz.
TÜMMER; üreticilerin sıkıntılarını verilerle toparlayan, raporlayan, çözüm önerileri geliştiren ve sonrasında bu çalışmaları ilgili kurumların önüne koyan bir yapıya dönüşmüştür. Bu yazımda TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi ŞİMŞEK ve Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür etmek isterim.
Ne yazık ki; günümüzde yalnızca üretmek yetmiyor. Sorununuzu doğru tanımlamanız, verilerle ortaya koymanız, doğru kuruma ulaştırmanız, ilgili kamu kurumlarıyla sürekli iletişim kurmanız ve gerektiğinde sektör adına çözüm önerisi geliştirmeniz gerekiyor.
İşte burada Ticaret ve Sanayi Odaları, Meslek Komiteleri, Meclisler, Meslek Kuruluşları, Dernekler, Birlikler ve diğer sektörel yapılanmalar büyük önem taşıyor.
“SADECE SEÇİM ZAMANI HATIRLAMAMALIYIZ”
Ticaret ve Sanayi Odaları yalnızca işlem yaptığımız veya seçim dönemlerinde hatırladığımız kurumlar olarak görmemeliyiz.
Bir “Ticaret ve Sanayi Odası”;
- Sektörün sorunlarının kayıt altına alındığı,
- Sorunların komitelerde görüşüldüğü,
- Meclise taşındığı,
- Kamu kurumlarıyla kurumsal iletişim kurulduğu,
- Yönetmelik ve mevzuat değişikliklerinin takip edildiği,
- Sektörün taleplerinin ilgili mercilere ulaştırıldığı,
- Üyelerin ekonomik ve ticari sorunlarının gündeme getirildiği
önemli bir temsil ve çözüm platformudur.
Özellikle madencilik ve mermer gibi mevzuatı çok sayıda kurumla doğrudan ilişkili olan sektörlerde bu temsil daha da önemlidir. MAPEG’den Orman idaresine, Çevre ve Şehircilik birimlerinden yerel yönetimlere, çalışma hayatından ihracata kadar birçok alanda sektörümüzün sorunları farklı kurumların karar ve uygulamalarından etkilenmektedir. Bu nedenle sektörümüzün yalnızca kendi içerisinde konuşması yeterli değildir.
Sorunlarımızı doğru yere, doğru zamanda ve doğru yöntemle anlatmamız gerekir.
BİZİM ASIL İHTİYACIMIZ: KURUMSAL GÜÇ
Bugün mermer sektöründe;
- Ruhsat Süreçleri,
- Çed ve Orman İzin Süreçleri,
- Rehabilitasyon Yükümlülükleri,
- Üretim ve İşletme Şartları,
- İş Sağlığı ve Güvenliği,
- Atık ve Pasa Yönetimi,
- Enerji Maliyetleri,
- Finansmana Erişim,
- İhracat ve Lojistik,
- Kalifiye İş Gücü,
- Mermerin Doğru Fiyatlandırılması,
- Markalaşma,
- Yeni Pazarlar ve Sektörün Uluslararası Rekabet Gücü
gibi birçok başlık bulunmaktadır.
Bunların her birini tek tek firma olarak çözmeye çalışmak çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü bazı sorunlar firma sorunu değil, sektör sorunudur. Sektör sorunlarının çözümü ise sektörün kurumsal olarak birlikte hareket etmesini gerektirir.
Bir firmanın tek başına yaptığı başvuru ile sektör adına hazırlanmış, verilerle desteklenmiş, meslek komitesinden geçmiş, mecliste görüşülmüş ve ilgili kamu kurumuna kurumsal olarak iletilmiş bir talebin etkisi aynı olmayacaktır.
İşte Ticaret ve Sanayi Odalarının gerçek gücü burada ortaya çıkar.
“KOMİTELER BİRBİRİMİZİN RAKİBİ DEĞİL, AYNI SEKTÖRÜN TEMSİLCİLERİDİR”
Önümüzdeki Ekim ayında Ticaret ve Sanayi Odalarında seçimler yapılacak. Bu seçimler elbette demokratik bir yarış olacaktır. Farklı görüşlerin, farklı listelerin ve farklı ekiplerin ortaya çıkması son derece doğaldır. Ancak burada önemli bir noktayı unutmamamız gerekiyor: “Seçim biter, sektör devam eder.”
Bugün seçim kazanmak için birbirimize rakip olabiliriz. Ama yarın aynı ruhsat sorununu, aynı maliyet artışını, aynı ihracat problemini, aynı mevzuat değişikliğini veya aynı kamu uygulamasını birlikte çözmek zorunda kalabiliriz. Bu nedenle sektör temsilcileri olarak birbirimize karşı değil, sektörümüzün sorunlarına karşı güçlü durmalıyız.
Farklı komiteler oluşturmak, farklı ekiplerde yer almak veya farklı görüşlere sahip olmak bölünmek anlamına gelmemelidir. Asıl mesele; kaç komite olduğumuz değil, sektör adına kaç güçlü ses çıkarabildiğimizdir.
Birbirimizi dışlamak yerine birbirimizi tamamlamalıyız. Çünkü güçlü bir komite, güçlü bir meclis temsilini; güçlü bir meclis temsili ise sektörün daha güçlü bir kurumsal iletişim kurmasını sağlayabilir.
“MESELE BİR KOLTUK DEĞİL, O KOLTUĞUN SEKTÖR İÇİN NASIL KULLANILACAĞIDIR”
Ticaret ve Sanayi Odalarında bir göreve talip olmak elbette değerlidir. Ancak asıl değer, o göreve geldikten sonra ortaya çıkar.
Bir meclis üyesi; “Ben seçildim.” demek yerine, “Sektörümün sorunlarını meclise taşıyacağım.” diyebilmelidir.
Bir meslek komitesi; “Biz kazandık.” demek yerine, “Sektörümüz için ne yapabiliriz?” sorusunu sormalıdır.
Çünkü temsil makamları kişisel bir kazanım değil, sektörel bir sorumluluktur.
“BİLMEDİĞİMİZ BİRÇOK KAPI ASLINDA BİZİM İÇİN AÇIK” Belki de sektör olarak en büyük eksikliklerimizden biri, sahip olduğumuz kurumsal imkânların tamamını yeterince kullanmamamızdır. Ticaret ve Sanayi Odaları dışında;
- Meslek Odaları,
- Sektörel Dernekler,
- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği,
- İhracatçı Birlikleri,
- Federasyonlar,
- Üst Birlikler,
- Üniversiteler,
- Araştırma Kurumları ve İlgili Kamu Kurumlarıyla
Kurulabilecek kurumsal ilişkiler sektörümüz için önemli imkanlar sunmaktadır.
Bu yapıların her birinin görevi ve etkisi farklıdır. Ancak doğru kullanıldığında hepsi aynı hedefe hizmet edebilir: Sektörün sorunlarını doğru tespit etmek, doğru anlatmak ve çözüm üretmek.
Bunun için önce kendi aramızda sağlıklı bir iletişim kurmamız gerekiyor.
- Sorunlarımızı yazmalıyız.
- Verilerimizi toplamalıyız.
- Raporlamalıyız.
- Çözüm önerileri geliştirmeliyiz.
- Sonra da bu çalışmaları ilgili kurumların önüne koymalıyız.
“KAMUOYU OLUŞTURMAK, SADECE SESİ YÜKSELTMEK DEĞİLDİR…”
Sektör olarak zaman zaman bir problem ortaya çıktığında hepimiz tepki gösteriyoruz. Ancak güçlü bir kamuoyu oluşturmak yalnızca yüksek sesle konuşmak değildir. Bunun için;
“Doğru Bilgi + Doğru Veri + Doğru Kurum + Doğru İletişim + Süreklilik” gerekir.
- Bir yönetmelik sektörümüzü etkiliyorsa, önce etkisini teknik olarak ortaya koymalıyız.
- Bir maliyet kalemi sektörün rekabet gücünü düşürüyorsa, bunu rakamlarla göstermeliyiz.
- Bir uygulamanın sahadaki sonuçları olumsuzsa, somut örneklerle anlatmalıyız.
ve en önemlisi; sadece “bu yanlış” dememeli, “bunun yerine şu yapılabilir” diyebilmeliyiz. İşte o zaman sektör olarak yalnızca itiraz eden değil, çözüm öneren bir paydaş haline geliriz.
“BİRLİK OLMAK, AYNI DÜŞÜNMEK DEĞİLDİR”
Birlik ve beraberlikten söz ettiğimizde herkesin aynı düşünmesini beklememeliyiz. Aynı sektörde farklı görüşlerin olması doğaldır. Farklı firmaların farklı ticari öncelikleri olabilir. Ancak bazı temel konularda ortak bir zeminde buluşabiliriz:
- Sektörümüzün Sürdürülebilirliği.
- Üretimimizin Devamlılığı.
- İhracat Gücümüzün Korunması.
- Üyelerimizin Ekonomik Sorunlarının Çözülmesi.
- Sektörümüzün Kamu Kurumları Karşısında Doğru Temsil Edilmesi.
- Mermer Sektörünün Ülke Ekonomisine Yaptığı Katkının Doğru Anlatılması.
Bu ortak zemini oluşturabilirsek, farklılıklarımız bizi bölmek yerine zenginleştirir.
“ARTIK SADECE SORUNLARI KONUŞAN DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETEN BİR SEKTÖR OLMALIYIZ”
Mermer sektörü Türkiye’nin önemli doğal kaynaklarından biridir. Ancak bu değeri yalnızca yer altından çıkarıp fabrikalarda işlemek yeterli değildir. Sektörün geleceğini koruyabilmek için üretim kadar temsil gücümüzü de geliştirmeliyiz. Bunun yolu;
- Daha güçlü meslek komitelerinden,
- Daha aktif meclis üyelerinden,
- Daha etkin STK’lardan,
- Daha güçlü sektörel birlikteliklerden,
- Kamu kurumlarıyla sürdürülebilir kurumsal iletişimden geçmektedir.
Önümüzdeki seçimleri bu açıdan değerlendirmeliyiz.
- Kim kazanacak?
- Hangi liste önde olacak?
- Hangi grup daha güçlü olacak?
Bunlar seçim döneminin doğal sorularıdır. Fakat seçim bittikten sonra asıl sorumuz şu olmalıdır: “Sektörümüz için ne yaptık?”
Çünkü seçim günü biter, Görevler değişir, İnsanlar değişir. Ama sektörün sorunları devam eder. Bu nedenle bugün birbirimizi kırmak yerine birbirimizi güçlendirelim. Farklı listelerde olsak bile aynı sektörün insanları olduğumuzu unutmayalım. Farklı komitelerde yer alsak bile ortak sorunlarımız için birlikte çalışalım. Çünkü bizim ihtiyacımız;
“Daha Fazla Ayrışmak Değil, Daha Güçlü Temsil Edilmektir.”
ve unutmayalım:
“GÜÇLÜ SEKTÖR, SADECE GÜÇLÜ FİRMALARLA DEĞİL; GÜÇLÜ KURUMLARDA GÜÇLÜ TEMSİLLE OLUŞUR.”
Bugün Ticaret ve Sanayi Odalarında, meslek komitelerinde, meclislerde, derneklerde ve birliklerde ne kadar etkin olursak, yarın sektörümüzün sorunlarını kamu kurumları ve karar vericiler karşısında o kadar güçlü anlatabiliriz.
Sözümüz güçlü olsun.
Temsilimiz güçlü olsun.
Kurumlarımız güçlü olsun.
Birlikteliğimiz güçlü olsun.
Çünkü mesele sadece bugünü kurtarmak değil;
Mermer sektörünün geleceğini birlikte inşa etmektir.
AMAÇ; “Seçim Kazanmak Değil, Sektörün Kurumsal Gücünü Artırmak”








