
Morallerimizin sıfır olduğu, işlerimizin her geçen gün kötüye gittiği, gecemizin gündüze uymadığı bir dönemden geçiyoruz. Uykusuz geceler, huzursuz sofralar, yarını göremeyen tüccar ve madenciler, maaşını alamayan işçiler vs. vs. Sorunlar yumağını artırmak kadar kolay bir şey yok. Nereyi tutsak elimizde kalıyor.
Artık bunun adı kriz olmaktan çıktı.
Her gün hayal bile edemeyeceğimiz firmaların çeklerinin yazıldığını, hatta bazı firmaların sessiz sedasız kapandığını, bazılarının da, konkordato alarak nefes almaya çalıştıklarına şahitlik ediyoruz.
Gerçekten de günümüzde hayatta ve ayakta kalabilmek çok zorlaştı. Fıkra gibiyiz desem yanlış olmaz herhalde. Fıkra yüzünden her an herkesin başına her şey gelebiliyor.
Ama bu tür olumsuzlukların yanında iyi haberler de alıyoruz.
Bu iyi haberlerden bir tanesi ise Afyonkarahisar Blok Fuarı. Remzi Özcan ve ekibi sayesinde, bu fuar ikincisi düzenlenmesine rağmen sektörde bazı firmalara can suyu oldu.
Afyonkarahisar İscehisar Mermerciler Derneği Yönetim Kurulu olarak büyük bir başarıya imza attıkları gibi, Karamehmet ailesi de sektörden aile olarak tam not aldı.
Bu fuar başarı ve ümit vaat ediyor.
Bir diğer gelişme ise dün ‘önce eşeğimizi kaybettirenler, bugün eşeğimizi buldurarak’ bizi mutlu etmeye çalışıyorlar. Ama iş işten geçti. Toparlanmamız çok zor olacak, çok zor.
Daha açık konuşmak gerekirse, orman izinleri ve MAPEG’de bir dizi iyileştirme söz konusu.
Ama takdir edersiniz ki yediğimiz sopa, devlet haklarıyla birlikte hiç de görmemezlikten gelebileceğimiz bir durum değil.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken sessizliğini koruyan sivil toplum örgütleri, (hepsi değil) şimdi bu durumları nasıl toparlayacaklar, inanın çok merak ediyorum.
Çünkü yeni yasa ve yönetmeliklerin sektörü düşürdüğü durum iç açıcı değil. Sektörde karşılık görmeyen bu yönetmeliklere sektör, mermer ocaklarını iade ederek cevap veriyor. Yarın “Bedava gelin çalışın.” deseler de kimse artık bürokrasiye güvenmiyor. Çalışan ocak sahipleride güveniyormuş gibi yapapıyorlar. Çünkü çaresizlikten günü kurtarmaya çalışıyor.
Zalımsınız ama lazımsınız
Sektörün paydaşı olduğunu söyleyen Ankara bürokrasisi, hâlâ burnundan kıl aldırmazken, siyasetçiyi ve vatandaşı karşı karşıya getirmeyi başarıyor. Hukuk ve adalet anlayışı rafa kalkmış, şahsa münhasır uygulamalar başlamıştır.
Kimisi tereyağından kıl çeker gibi işini yürütürken, gerçek emekçiler düz yolda işini göremez hâle gelmiştir.
Siz adına hediyeleşme deyin, ben ise adına rüşvet diyorum. Herkes herkesten bir şey bekler olmuştur.
Kimseyi yargılamıyorum ama beklentisiz iş görülmez olmuştur. Bunun adına siyasi beklenti deyin veya ekonomik ilişki deyin, ne derseniz deyin; haksız menfaat her zaman benim gözümde rüşvettir.
Keşke yasalar herkese eşit uygulansa, keşke liyakat ve ehliyet önde olsa. Ama olmuyor. Bu mekanizma bazılarının işine geliyor. Dilek ve temennim, bu kötü rüyadan çabuk uyanırız.
Ama Ankara’ya bir şey anlatmamız çok zorlaştı. Hatalarını kabul etmediği gibi, yaptıkları nı hak olarak görmekteler. Devlet hakları, orman bedelleri, maliyet artışları derken artık ocaklar kapanıyor, fabrikalara kilit vuruluyor. İnşallah aydınlık günler yakındır.ç
Bazı makine fabrikaları ise tamamen ekiplerini revize ediyorlar. Ne olacak, nasıl olacak, inanın ben de merak ediyorum.
Başta da söyledim ya, artık bu bir kriz değil. Bu, önümüzdeki günlerde yaşayacağımız olumsuzlukların bir başlangıc olduğunu düşünmek istemiyorum.
Bu gelişmelerden Elbette ki herkes hissesine düşen payı alacaktır. Ama dediğim gibi önümüzde parlak günler yok. Bize kemer sıkmamızı tavsiye edenler, kendi lüks ve şatafatlarından taviz vermiyorlar.
Buna iktidarı da muhalefeti de dâhil. Yani birini yollasak da diğeri gelse de aynı, yollamasak da yerinde kalsa da aynı. O zaman bu kötü koşullara ayak uyduranlar, hayatta ve ayakta kalmayı başaranlar olacaktır.
Artık bedava para, kredi ve buna benzer olayların, tesadüfi büyümelerin bizi batağa ve yokuşa sürüklediğini görmek için âlim olmaya gerek yok.
Sözüne güvenilir, devamlılığı olan, ayağı yere basan, şartlara, ayak uyduran , adaptasyonda yeteneği hızlı davrananlarla yol yürüyeceğiz.
Çünkü elek çalışmaya devam ediyor. Kur politikası, yüksek ve fahiş maliyet artışları, istihdam sorunları geçmiş yıllardan daha kötü olarak önümüze çıkmaktadır.
Eğitim sisteminden tutun çıraklık ve ustalık yasasına kadar ele alınacak tarafımız kalmadı. Yani bıçak kemiğe dayandı.
O yüzden daha fazla köşemi uzun tutmak istemiyorum. Umarım sağlıklı, sıhhatli günlerde beraber olur ve ben bu yazdıklarımdan dolayı pişman olurum.
Dedim ya, haklı çıkmak istemiyorum ama maalesef acı tablo bu.
Hoşça kalın, dostça kalın.















