ANTİK ÇAĞDAN GÜNÜMÜZE MUĞLA MERMERİTurkuaz Gazetesi

07.08.2026 - 11:42

ANTİK ÇAĞDAN GÜNÜMÜZE MUĞLA MERMERİ





ANTİK ÇAĞDAN GÜNÜMÜZE MUĞLA MERMERİ
Son Güncelleme :

28 Temmuz 2026 - 10:18



Muğla, yalnızca doğal güzellikleri ve antik kentleriyle değil, binlerce yıldır insanlık tarihine yön veren eşsiz doğal taşlarıyla da dünyanın dikkatini çeken önemli bir coğrafyadır. Stratonikeia, Lagina ve Panamara gibi görkemli antik kentlerin inşasında kullanılan Muğla mermeri, geçmişten günümüze uzanan kültürel mirasın en önemli yapı taşlarından biridir.

Muğla Mermerciler Derneği Başkanı ve Yük. Jeoloji Mühendisi Hüseyin Işık’a göre doğal taş, yalnızca bir yapı malzemesi değil; geçmişi bugüne, bugünü de geleceğe taşıyan sessiz bir tarih belgesidir.

“Yatağan’da büyümüş biri olarak madencilik sektörünü çocukluk yıllarımdan itibaren yakından tanıdım. Termik santrallerin kurulduğu dönemde bölgede çalışan yerli ve yabancı mühendisleri gözlemleme fırsatı buldum. O yıllarda madenciliğin yalnızca yer altından kaynak çıkarmak olmadığını; bilgi, teknoloji, planlama ve insan kaynağı yetiştiren önemli bir sektör olduğunu gördüm. Bu ilgi beni jeoloji mühendisliğine yönlendirdi. Üniversite eğitimimin ardından akademik çalışmalar yaptım, daha sonra özel sektörde üretim, AR-GE ve danışmanlık alanlarında çalışmaya başladım.”

Muğla’nın sahip olduğu doğal taş zenginliği, yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda bölgenin tarihini şekillendiren en önemli miraslardan biridir. Yazıtlar, mezar stelleri, sütunlar, tapınaklar ve anıtlar sayesinde antik toplumların yaşam biçimi, ticareti, inanç sistemi ve kültürü bugün hâlâ okunabilmektedir. Bu yönüyle mermer, yalnızca mimarinin değil, aynı zamanda kültürel hafızanın da temel taşıdır.

Yatağan ve çevresindeki Stratonikeia, Lagina ve Panamara gibi önemli antik yerleşimler, taşın doğru yerde ve doğru şekilde kullanılmasının en güzel örneklerini sunmaktadır. Bu kentlerin yakınlarında çıkarılan taşlar, yapı malzemesinin yerinde üretildiğini göstermektedir.

Antik dönemde insanlar, taşın çıkarılması, işlenmesi ve taşınması konusunda oldukça gelişmiş mühendislik yöntemleri kullanmıştır. İnsan ve hayvan gücüyle birlikte eğimli taşıma sistemlerinden yararlanılarak tonlarca ağırlıktaki bloklar kilometrelerce uzağa ulaştırılmıştır. Bugün hayranlıkla gezdiğimiz antik kentler, aslında dönemin mühendislik bilgisi ile doğal taş ustalığının ortak eseridir.

Muğla Beyazı olarak bilinen doğal taş ise günümüzde dünyanın değerli doğal taşları arasında yer almaktadır. Beyaz rengi sayesinde güneş ışığını yansıtması, sıcak iklimlerde serinlik sağlaması, yüksek kristal yapısı, dayanıklılığı ve estetik görünümü nedeniyle mimaride önemli bir tercih olmaktadır. Türkiye’nin sahip olduğu yüzlerce doğal taş çeşidinin önemli bir bölümü Muğla’da üretilmekte, işlenmekte ve dünyanın birçok ülkesine ihraç edilmektedir.

Ancak günümüzde doğal taş üretiminde en önemli kavram artık yalnızca üretim değildir; sürdürülebilir üretimdir.

“Bizler doğal taşı gelecek nesillerden ödünç aldığımızın bilinciyle hareket etmek zorundayız. Doğaya rağmen değil, doğayla birlikte üretim yapmak artık sektörümüzün temel anlayışı olmuştur.”

Bu anlayış doğrultusunda Muğla Mermerciler Derneği olarak üniversiteler, kamu kurumları ve sektör temsilcileriyle ortak çalışmalar yürütüyor; üretim sırasında ortaya çıkan doğal taş artıklarının yeniden ekonomiye kazandırılması için projeler geliştiriyoruz.

Kimyasal içermeyen doğal taş artıkları; beton agregası, hazır sıva, yapı kimyasalları, dolgu malzemeleri ve yol yapımı gibi birçok alanda yeniden kullanılabilmektedir. Ayrıca Muğla mermerinden elde edilen kalsit; boya, kâğıt, plastik ve PVC sanayisinin önemli hammaddeleri arasında yer almaktadır. Böylece hem doğal kaynakların daha verimli kullanılması hem de atık miktarının azaltılması mümkün olmaktadır.

Sürdürülebilir madencilik yalnızca artıkları değerlendirmekten ibaret değildir. Su kaynaklarının verimli kullanılması, enerji tüketiminin azaltılması, toz ve gürültünün kontrol altına alınması, biyolojik çeşitliliğin korunması ve üretimi tamamlanan sahaların yeniden doğaya kazandırılması da bu anlayışın ayrılmaz parçalarıdır.

Doğal taş sektörü, doğru planlandığında çevreyle uyum içinde üretim yapabilen ve kaynaklarını verimli kullanabilen önemli sektörlerden biridir. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde uygulanan modern madencilik anlayışı da tam olarak bunu hedeflemektedir.

Doğal taşın en önemli özelliklerinden biri ise uzun ömürlü ve sürdürülebilir bir yapı malzemesi olmasıdır. Ahşap, çelik veya beton gibi birçok yapı malzemesine göre yüzlerce yıl kullanılabilmekte, bakım ihtiyacı düşük olmakta ve kullanım ömrü sonunda yeniden değerlendirilebilmektedir. Antik kentlerde iki bin yıldır ayakta duran mermer yapılar bunun en güzel örneğidir.

Avrupa’nın estetik kent meydanlarında, yürüyüş yollarında ve tarihî yapılarında kullanılan birçok doğal taşın kaynağı Anadolu’dur. Bu nedenle Muğla’nın sahip olduğu doğal taş mirası yalnızca ihraç edilen bir ürün olarak görülmemeli; şehir kimliğini güçlendiren kültürel ve mimari bir değer olarak değerlendirilmelidir.

Muğla’nın meydanlarında, kamu yapılarında, parklarında, yürüyüş yollarında ve restorasyon projelerinde kendi doğal taşlarımızın daha fazla kullanılması; hem kent estetiğini güçlendirecek hem de bu toprakların binlerce yıllık taş kültürünü geleceğe taşıyacaktır.

Çünkü doğal taş yalnızca geçmişin mirası değildir; doğru planlandığında geleceğin de en değerli yapı malzemelerinden biridir.

Geçmişten aldığımız bu mirası koruyarak, bilimin rehberliğinde ve çevreye duyarlı bir anlayışla gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.



YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız