Vali Gökmen ÇİÇEK Trene BindirdiTurkuaz Gazetesi

15 Ağustos 2022 - 01:26

Relieve generates rolex replica watches more practical .

Vali Gökmen ÇİÇEK Trene Bindirdi

Vali Gökmen ÇİÇEK Uykudan Uyandırdı…
Bu da yetmezmiş gibi; bizi resmen trene bindirdi.
Yazının başlığına bakıp da aldanmayın sakın, gerçek yataktan ve gerçek uykudan bahsediyorum, Afyonkarahisar Valisi Gökmen Çiçek hepimizi uykudan uyandırdı.

Vali Gökmen ÇİÇEK Trene Bindirdi

Bazılarınız içinizden böyle vali mi olur diyebilirsiniz. Hatta daha da ileri gidip, valinin işi gücü yok sizi uykudan mı uyandırdı da diyebilirsiniz. Evet, bizim valinin özelliği bu uyuyanı uyandırıyor. Hatta daha da ileriye gidelim uyutmuyor.

Çok iddialı cümleler kullandığımın farkındayım ama gerçeklerden bahsediyorum bizim vali ilginç bir vali uyumadığı gibi uyutmuyor da hatta vali yardımcılarının ‘Allah yardımcısı olsun’. Diyerek dua bile etmeye başladık.

Tüm bunların sebeplerini tek tek açıklayacağım, merak etmeyin. Aslında bu sayıdaki köşem bir gezi yazısı olacaktı. Amma işlevsel olarak uyum ve gönüllülük esasına göre işleyen bu çarkın lokomotifini ve devletin farklı bir bakışla nasıl röntgen çektiğinin de en büyük ispatı niteliğindeki çalışmaları beklemeden sizlerle paylaşmak istedim.

Sizleri daha fazla merakta bırakmayayım ve ana konularımıza dönelim.

Bakın Vali Bey Bizi Nasıl Uykudan Uyandırdı

Açıklayayım 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü münasebetiyle, valilikten bir mesaj geldi. 08 0cak cuma günü saat 14.19 da atılan bu mesajda. 11 Ocak Pazartesi günü valilik ve belediye iş birliği ile sabah saat tam 08.00 de ikbal termal otelde düzenlenecek kahvaltının davet yazısıydı, gelen bu davet yazısına duyarsız kalamazdık. Çünkü sayın valim Frig vadisinde yapılan çalışmaları biz basın mensuplarıyla paylaşacaktı.

Uykudan Uyandırma Burada Başlıyor

Mesleğim gereği fuarlar nedeniyle sık sık yurt dışı seyahatlere çıkarım. Bu seyahatlerde mutlaka başka uluslardan arkadaşlarımızda olur. Bu arkadaşlar bizi genellikle doğru yerlerde gezdirirler. Gezerken de sohbet ederiz. Onlar ülkelerini bizde kendi ülkemizi anlatırız. Yine yurt dışı seyahatlerinden bir tanesinde Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinin Manhattan ilçesinde yer alan Central Park 3382 dönüm alan üzerine kurulu parkı geziyorduk.

Bir ara bizi gezdiren tercüman Hindistan asıllı olup Amerikan vatandaşlığını almış bir Hintliydi. Bana dönüp, ‘nasıl buldun?’ diye sordu.

Sorusundaki anlam ve manayı biliyordum. Türk olmam münasebetiyle beni eleştirecek ve Central Park hayranlığımı duymak istiyordu.

Ama ben Anadolu çocuğuyum altında kalır mıyım? El betteki kalmam.

Bende ‘Büyük ama yapay bir park.’ dedim.

Nasıl yani beğenmedin mi?.. Diye sordu.

Yook dedim.

Benim ülkem cennet, her köşesi ayrı bir hazine ve biz bu hazinenin tüm nimetlerinden faydalanıyoruz hem de ücretsiz. Dedim.

Ama Hintli tercüman uyanık çıktı ve bir İngiliz deyimini bana hatırlattı.

İngilizler sizin için ‘Türkler hazinenin üzerinde oturan dilencilerdir.’ Diyorlar bakın sizin yapay dediğiniz Central Parka yılda 25 milyon ziyaretçi gelir ve bu kasabadan alışveriş yapar para bırakırlar, sizin köklü tarihinize rağmen her yer bedava. Ben Türkiye’yi biliyorum diyerek bilecen bilecen başını salladı.

Buna bir cevap vermem gerekiyordu.

Hintli kardeşi gene bende İngilizler kanalıyla vurdum.

Hadi biz kendi ülkemizdeki dilenciyiz, ya size ne demeli, İngilizler sizi öyle bir uyuşturmuş ki, kast sistemiyle, sizi hem kendi ülkenizde hem de Amerika da dilenci yapmışlar. Çalışmak için Amerikan vatandaşı bile olmuşsun, bende Hindistan’ı da bilirim. Hintlinin esmer rengi Hint fakirleri gibi bir anda bembeyaz oldu.

Altta kalmamıştım ama Hintli adam bir noktada haklıydı.

Beş bin yıllık geçmişe sahip olan Anadolu topraklarında yaşayan bizler bu ülkenin kadir ve kıymetini bilemiyorduk.

Neyse konumuza dönelim bakın vali bey bizi nasıl uykudan uyandırdı.

Hazinenin üzerinde oturan dilenciler mi olacaktık yoksa devletin valisinin kalk borusuna uyarak riayet mi edecektik. Galiba uyanmak zorundaydık. Öyle ya uyku tatlıda olsa, devlet çağırıyorsa boynumuz kıldan incedir.

Elbette ki ben günün dolu dolu geçeceğini tahmin etmiyordum, zaten mermer sektöründe olmam münasebetiyle, dağ bayır her yeri geziyordum. Bu yüzden sıcak yatağımdan homurdanarak zar zor kalktım.

Sabah 08.00 de başlayacak bu organizasyon için birçok basın mensubunun katılamayacağını düşünmekle birlikte hadi hayırlısı bakalım dedim.

Sizlerde bilirsiniz ki gece çalışan birçok basın mensubu yorgunluklarından dolayı pek bu saatlerde kalkamaz.

Ama! yanılmıştım.

Sayın Valim ve ekibi Belediye başkanıyla yapmış olduğu birliktelik amacına ulaşmış pek çok gazeteci arkadaşım sabahın erken saatlerinde tam donanımlı olarak programa iştirak etmişlerdi.

İkbal termalde 10 Ocak çalışan gazeteciler günü münasebetiyle yapılan protokol konuşmalarına çok fazla değinmeyeceğim çünkü birçok yayın organımızda programı yayınlandılar.

Kahvaltıdan sonra bizi bir sürpriz bekliyordu, kahvaltıya ve Frig vadisine yapılacak olan geziye aracımla katılacaktım.

Tam arabayı çalıştırırken güler yüzüyle bilinen Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Sayın İbrahim KAYAR yanıma geldi.

Abi ne yapıyorsun, Vali Bey gezi otobüsüne bindi, otobüslerle gezeceğiz, dedi.

Bende aracımı şehre gidecek olan gazeteci Muhittin Çekdemir’e verdim, siz gidin ben geziye katılacağım dedim.

Otobüse bindik yanıma Valimizin başarılı olduğu kadar, uyanık ve kıvrak zekasıyla bilinen, emniyet menşeli Özel Kalem Müdürü Sezai Pala Bey oturdu.

Duramadım, kendimi tutamadım da Sezai beyle dostluğumuza güvenip bilecenlik yapacağım yaaa. Sezai abi polis dinlenme merkezinin oradan Fethibey e yol çıkar oradan da Gazlıgöl ve İhsaniye ye çıkabiliriz dedim.

Sanki programın organizatörü benim. Tut çeneni değil mi? Yok tutamadık.

Dedim ya bilecenlik yapacaktık.

Sezai bey bozuntuya vermedi. Dediğim gibi hem uyanık hem kıvrak zekalıdır. Beni kırmamak için kısa öz olarak ‘Biliyorum abi o yolu’ dedi.

Biliyorum o yolu dedi ama bizim otobüs kaptanı kendi güzergahında bir ‘U’ dönüşü yaparak şehir merkezine yöneldi.

Baktım bizi kaleme alan yok. Mecburen Bende sesimi kestim ve bilecenlikten vaz geçtim. Ama içim içimi de yiyordu. Hem geç kalkmış kahvaltıya en son iştirak etmiş, hem de programdan haberim yoktu. İlk defa bir haber ve programa bu kadar hazırlıksız yakalanmıştım.

Lakin iyi ki hazırlıksızdım. Çünkü gördüklerim ve yaşadıklarım bana muhteşem keyif verdi.

Vali bey otobüsün en önündeydi, yan koltukta Afyon Milletvekilimiz İbrahim YURDUNU SEVEN hemen sağ taraftaki ikili koltukta ise Sehr’ül Emin Ve Beyt’ül Mal dan sorumlu olan sorumlu olan iki emin iki kıymetli insan yan yanaydı. Birisi Belediye Başkanımız Mehmet ZEYBEK, diğeri de dava arkadaşı ve İl Genel Meclis Başkanı Burhanettin ÇOBAN vardı. Yani şehir bütün köy ve beldeleriyle güvendeydi. Bizde bu uyum ve dostluktan çok mutluyduk. Şehir köyü, kasabasıyla uyanıyor ve kazanıyordu.

Yani Devletin başı ve milletin temsilcilerinin bulunduğu otobüste bilecenlik yapmanın pek akıl karı olmadığını biraz geç anladım, sustum ve olayları akışına bıraktım.

Otobüs Afyon tren garında durdu. Baktım herkes istasyona doğru gidiyor. Tren bizi bekliyor, tarihin ve garın o mistik kokusunu içime çeke çeke trene doğru yöneldim. Bir taraftan kömür kokusu bir taraftan yanık mazot kokusu geliyordu, diyerek yazmak isterdim amma yazamadım.  Yazamama sebep Çağın getirisi olarak, Her taraf tertemizdi. Trende modern ve aydınlıktı.

Valimiz Gökmen ÇİÇEK Hepimizi Trene Bindirdi

Tren valimizin öncülüğünde, milletin temsilcileri ve basın mensuplarıyla birlikte İhsaniye güzergahındaki Gazlıgöl tren istasyonuna doğru ilerlerken her kes yerini almış, koltuklar bir boş bir dolu olarak bırakılmıştı.

Protokol erkanı vagonların ön tarafındaydı, fotoğraf çekerim etrafa bakarım diyerek son vagondan kendime güzel bir yer seçtim. Nasıl olsa Tren devlet erkanının güvencesindeydi.

Gönül rahatlığı ile fotoğraf çekebilirdim, belki kaçak tarafından açık bir pencereden birde sigara yakardım diye düşünürken, yanımda Afyonkarahisar’ımızın başarılı Valisi Gökmen ÇİÇEK belirdi.

Hoş geldiniz sayın valim dedim amma içimden de (acaba vali bizi denetlemeye mi geldi?) diyerek geçirmeden edemedim.

Çünkü 5 dakikasını boş geçirmeyen valimiz vallahi bizimde 5 dakikamızı boşa geçirmedi. Bu yılki aile yılı ile alakalı ve Frig vadisiyle alakalı düşüncelerini aktardı.

İnananın Ağzımız Açık Kaldı

Ekonominin dip yaptığı bir dönemde anlatılan yatırımlar yapılabilecek mi? diye kendi kendime sormadan edemedim. Bu tatlı sohbet olurken, tren gazlı göl tren istasyonuna yaklaştı. Yanımızda başarılı Gazeteci Ömer Mazi, valilikte çalışan çok sevdiğimiz kardeşimiz kadar kıymetli biri vardı. Valimiz bizi trene bindirdi. Manşet o olsun dedik ve gülüştük. Valilikteki dostumuzun ismini makamını görevinin hassasiyeti nedeniyle burada yazamayacağım.

Üç Kafadardan Aynı Ses Yükseldi

Vali bizi terene bindirdi.

Evet itiraf ediyorum, tüm basın ve protokol olarak trene bindiğimiz ve vali beyin bizi terene bindirdiği doğrudur, bu tren öyle bir tren ki her vagonunda zenginlik var, her vagonunda kültür var, her vagonunda buram buram tarih var, her vagonunda ayrı bir medeniyet var. Her vagonun da gelecek nesillere emanetlerimiz var.

Trende uyuyanlar uyanıyor, hazineler ortaya çıkıyor, Afyon, Eskişehir, Kütahya ve Uşak için yeni bir sayfa açılıyor.

Frig vadisi tüm dünyaya açılıyor.

Trenden Sonra Vali Bey Bizi Otobüse de Bindirdi

Gezi otobüsleri bizi bekliyordu, otobüslerdeki yerimizi aldık. Gazlıgöl den, Ayazini’ye doğru yola çıktık. Ayazini girişinde İhsaniye’nin başarılı Kaymakamı Semih DOĞANOĞLU, Vali yardımcılarımız Dr. Mehmet BOZTEPE başta olmak üzere ( Bu arada Vali Yardımcımız Mehmet Boztepe’yi bir an inşaat şantiye şefi zannettim) Vali yardımcımız Nurullah KAYA ve Mehmet KEKLİK karşıladı.

Dedim ya Vali yardımcıları inanın beş dakika uyumuyor, biz sabah yedisinde zar zor uyanırken onlar bizim için hazırlıkları yapmış.

Frig Vadisinde hummalı bir çalışma bizi bekliyordu, tur rehberi Dr. Mehmet BOZTEPE mihmandarlığında pardon dilim sürçtü, Vali Yardımcısı Dr. Mehmet Boztepe mihmandarlığında gezimiz başladı yazacakken tur rehberi diyerek yazdım. Bilerek yaptığım bu hatadan dolayı hiç pişman değilim. Çünkü sayın vali yardımcımız o kadar güzel bir sunum hazırlamış ki, dünyanın en güzel tur rehberi gelse bu kadar güzel anlatamazdı.

Teşekkürler Sayın Valim Gökmen Çiçek memlekete bu derece önem verdiğin için.

Neyse buram buram tarih kokan, Yontma taş devrini, Roma imparatorluğunu, Selçuklu imparatorluğunu, Osmanlı imparatorluğunu ve Cumhuriyetin kazanıldığı bu toprakları evre evre, satır satır ezberleyen Boztepe, restorasyon çalışmalarını bire bir anlattı. İnanın yazmakla bitmez.

Hatta şantiye şefi Dr. Mehmet BOZTEPE inşaatları da plan ve krokiler üzerinde santim santim anlattı ve topu Valimiz Gökmen ÇİÇEK’ e pasladı.

Gökmen Çiçek valimiz iyi bir takım kurmuş ama inanın kimin santraforda kimin liberoda oynadığına benim beynim yetmedi. Ama güzel kurulan bu takım inanın kaptanın sayesinde gol üstüne gol atıyor.

Frig vadisine indik Basın Müdürü elimize bir dergi verdi. Derginin adı ‘kadın kültür:’  Bir golde buradan yedik. Zannettik ki kadın kültür evleri açıldı şovu yapıldı. Öyle değilmiş, sürdürülebilir bir proje olmuş, işi de ehil ellere emanet etmişler.

Hatırlarsınız valimiz kadın kültür evlerine de çok büyük önem veriyordu. Kadın kültür evlerinin faaliyetlerini ve yapılacakları bir dergide toplamışlar.

İşin güzel yanı işi güzel ve ehil olanlara emanet etmişler. Zannettik ki Vali yardımcıları galiba yetişemedi, Sayın Valimiz kıymetli eşinden de yardım alıyor. Yok işte öyle değil, her vali yardımcısı işlere yetişiyor ama inceliği görmek lazım.

Bir neslin geleceğinin emanet edildiği analarımız, bacılarımız ve bu bacılarımızın ruh sağlığından eğitimine kadar sorumlu olan kadın kültür evlerimizin sorumluluğunu Sümeyra ÇİÇEK hanfendiye emanet etmiş.

Gönüllülük esasının şart olduğu kadın kültür evlerinde, Valimiz Gökmen Çiçek kadının derdinden kadın anlar diyerek, derdiyle dertlenen, sevinciyle mutlu olan yaşam arkadaşı kıymetli eşini kadın kültür evleri İl Yürütme Onursal Başkanı olarak görevlendirmiş (Maaş yok )

Afyonu kadınlarını işin ehli olan yine kadınlarımıza emanet etmiş. Buda yetmezmiş gibi kadının dilinden anlayan Sinanpaşa Kaymakamımızı Kübra DEMİRER’i de görevlendirmiş ve kadınların içtenlikle sorunlarını anlatabilecekleri bir mecra oluşturmuş. Bu mecrada görev alan herkesi gönülden kutluyoruz.

Tekrar gezimize dönecek olursak Ayazini köyünün muhtarı başta olmak üzere bu turizm seferberliğine tüm köy ahalisi sahip çıkmış, tarihi eserlerin etrafındaki örenleri, otları, yıkık duvarları köylü halk kendi eliyle temizleyip hazır ediyor. Hatta bazı uyanık Ayazinili hanımlar şimdiden katmer ve bükme satışına başlamışlar aile bütçesine katkıda bulunmaktalar.

Elbette ki turizm varsa Afyonlu iş insanları da boş durmamış dillere destan güzel kervansaraylar yapılmış hem de Ayazin taşından yani bizim “köfeke” dediğimiz meşhur Ayazin taşlarından, kim mi yapıyor. Ohhoohh İkbal orda, Cumhuriyet orada, Alimoğlu orada her iş adamına bir yer tahsis edilmiş.

Tüm bu hizmetlerde emeği olan başta Sayın Valimiz Gökmen Çiçek olmak üzere il Genel Meclis Başkanımız Burhanettin Çobana, Belediye Başkanımız Mehmet Zeybek’e, Vali Yardımcılarımız Mehmet Boztepe’ ye, Nurullah Kaya’ya ve Mehmet Keklik’e, buraya bütçe ayrılması için uğraşan Milletvekilimiz İbrahim Yurdunuseven ve diğer vekillerimize teşekkürü bir borç biliriz. İyi ki kalk borusuna uyup, tirene binip vagondaki yerimizi almışız. Allah herkese trene bindirecek ve uyandıracak bir vali ile yöneticiler nasip etsin.

Ne dersiniz uyanmış mıyım?

Hoşça kalın, dostça kalın.

Bu konuyla alakalı haberimiz Turkuaz Gazetemizin 6.Sayısında geniş olarak yer bulacaktır.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

sperrmüll